BEDENİNİ SEVMEYE BAŞLA

Sizinle bir şey paylaşacağım.

Ben uzun zaman bedenimi sevemedim, her ne kadar çocukluğumdan beri spor yapsam da hiçbir zaman fiziksel görünüşüm beni tam olarak tatmin etmedi. Bu hala devam etmekte.

Mesela benim selülitim var. Çatlak matlak değil, bildiğiniz selülit. Ne yapsam geçmeyen bu selülit derdi benim en zayıf noktam, her giyinip soyunduğumda aynada kontrol ettiğim, ve her seferinde hala orada olduğunu gördüğümde içimi çektiğim bir dert. Selülit konusuna ve onu azaltma yollarına (eğer varsa) yakın zamanda daha detaylı değineceğim ancak artık kabul edilen bir gerçek selülitin sadece kilolu kişilerde olmadığı. Dünyanın en iyi atletlerinden Serena Williams’ın bile selüliti olduğu bikinili bir fotoğrafında ortaya çıkınca bir çoğumuz belki şaşırdık ancak kimse Serena’ya çirkin olduğunu söylemedi, çünkü varsın Serana'nın selüliti olsun, kadın tonlarca şampiyonada birincilik kazanmış inanılmaz bir atlet. 

Bilmem farkında mısınız ama uzun bir süredir medyada, özellikle sosyal medyada, pozitif beden algısı üzerine hareketler başladı. Sosyal medyanın hayatımızın bu denli bir parçası olmadığı 2000’li yılların başında Jennifer Lopez kıvrımlı hatları ve büyük kalçalarıyla dikkat çekmiş, ilk başta ti’ye alınsa bile (ki neden bir insan fiziksel görünümünden dolayı ti’ye alınsın?) her kadının bedeninin güzel olduğunu, Latin kadınlarının ise bir Kate Moss gibi kıvrımsız ve dümdüz bir bedene sahip olamayacağını gözümüze gözümüze sokup onu olduğu gibi sevmemizi ve daha da önemlisi standart zayıf kadınlar haricinde her türlü kadın bedenini kabul etmemizi sağlamıştı. Son yıllarda sonra büyük popo fenomeni Kardashian klanıyla alıp başını gitse de JLo aslında farkında olmana önemli bir akım başlatmıştı; Embrace Yourself, yani kendini olduğun gibi sev ve kabul et.

Çok şükür son birkaç yıldır kuvvetli ve kaslı bir kadın bedeni iskelet gibi zayıf bedenlerden daha makbul görülüyor. Strong not skinny, Strong is the new sexy, I am all woman gibi pozitif mottolar kadınların belli bir kalıba sokulmamaları gerektiğini ve atletik bir bedenin ne kadar seksi olduğunu bas bas bağırıyor, yıllarca beynimizi yıkamaya çalışan, sadece zayıf kadınların güzel olduğuna dair iddiaları ezip geçiyor. Bu iyi ki de oluyor, çünkü medyanın özellikle ergen yaştaki kızlar üzerindeki etkisi oldukça büyük, onları yeme hastalıklarına sürükleyecek kadar. Her bedenin güzel olduğu mesajlarına artık büyük marka da katılıyor, örnekler arasında Dove sabunlarının senelerdir sürdürdüğü farklı güzellik kampanyaları ve Barbie bebeklerinin 2016 yılında yeni bir koleksiyon ile orijinal Barbie bebeğine ek olarak uzun, kıvrımlı ve kısa olmak üzere üç farklı beden tipine ve farklı saç, göz ve ten renklerine sahip bebekleri var. Ben çocukken Barbie’lerin hepsi aynı boy, aynı saç ve ölçülere sahipti, uzun ince, sapsarı saçlı, masmavi gözlü ve kesinlikle bir Türk kızına benzemiyordu Barbie. Hatta Sindy diye bir bebek daha vardı, Barbie’ye göre biraz daha kalın hatlara sahipti ve gözümüzde o çirkin olan bebekti. Tam da beden algısı yeni yeni oturmaya başlayan, 8-9 yaşında bir kız çocuğuna güzel ve çirkinin ne olduğunu öğretmek ne kadar yanlış aslında. Küçüklükten bize empoze edilen kodlar ile kendimizi bir güzel veya çirkin kategorisine koymayı öğreniyoruz ve maalesef bu psikoloji bizi hayatımız boyunca takip ediyor. Ben 30’lu yaşlarımda sporu mesleğim haline getirmemle birlikte bedenimle barışmaya ve kıvrımlarımı sevmeye başladım. Her ne kadar her aynaya bakışımda kendimi kontrol ediyor olsam veya yeni bir bikini satın alacağım zaman bana göre kesilmiş bir model bulana kadar eziyet yaşamaya devam etsem de ben artık bu şekilde yaratıldığım, bir manken gibi ince olamayacağımı ve en önemlisi bunu istemediğimi biliyorum. Şınav çekebildiğimi, birkaç kere 10K yarışlarına katıldığımı, belim ağrımadan valizimi kendim taşıyabildiğimi bilmek benim için daha değerli. 

Yepyeni, birbirinden güzel Barbie bebekler.

Yepyeni, birbirinden güzel Barbie bebekler.

 

Emin olun ki her kadının bedeniyle ilgili alıp veremediği bir şey var, çünkü biz bunu öğrenerek büyüdük ve bunu görerek yaşamaya devam ediyoruz. Bedeninizle barışmak, değerinizin fiziksel görünümünüzden çok daha büyük olduğunu anlamak, kendinize şefkatle ve saygıyla yaklaşmak bir kadın olarak kendinize yapacağınız en büyük iyilik ve hayatınızdaki genç kızlara öğretebileceğiniz en önemli şey. Yarın sabah kalktığınızda kendinize bir söz verin, bedeninize eziyet ederek, aç kalarak, hayatınızı kısıtlamalar içerisinde ve başkalarıyla karşılaştırarak yaşamaya son verin. Bu hayata bir kere geliyorsak ve bize bir beden verildiyse onu olabileceği en sağlıklı, en kuvvetli ve en onurlu beden yapın.