EV YAPIMI FISTIK EZMESİ

Beni bıraksanız, bir kavanoz Nutella'yı yarım saat içinde bir çay kaşığıyla tırtıklaya tırtıklaya yarıya indirebilirim. Bu durum fıstık ezmesi için geçerli. Çay kaşığı tercih etmem ise tabii ki de az yediğimi düşünmeme sebep olması. Tamamen psikolojik yani. Neyse bunu geçelim, zira bu daha derinlemesine düşünmem gereken bir konu. Ancak böyle kriz anlarını minimuma indirmek için yaptığım iki şey var;

1) Eve Nutella almıyorum. Ancak bir ara evde büyük bir brunch düzenlemiş, dolayısıyla yarısından fazlası dolu bir Nutella kavanozu ile baş başa kalmıştım. Kavanozu misafirler gittikten sonra kapaklı bir dolabın en üst rafına kaldırmak bir çözüm sunmuştu, dolabı açar açmaz göz hizama gelmemesi onu garip bir şekilde unutmamı sağlamıştı. Ama duygusal kriz anlarında veya boşluktan yemeye başladığımda o kavanozun orada olduğunu bilmek yine de çok iyi olmamıştı. Kavanozun bittiğini tahmin edebilirsiniz. 

2) Konu fıstık ezmesine geldiğinde ise durum değişiyor. Fıstık ezmesinden vazgeçmek istemediğim için evde kendi fıstık ezmemi yapıyorum. Hem emek verdiğim için bir kerede bitirmeye kıyamıyorum, hem de içinde katkı maddesi, şeker ve bilumum yağlar olmadığı için gerçeğe en yakın lezzetteki bu ezme kaşık kaşık yenemeyecek kadar yoğun oluyor. 

Fıstık ezmesi Türk yemek kültüründe son birkaç senede popülerleşti, aslında Amerikan yemek kültürünün büyük bir parçası. Biz nasıl ekmek üzerine tahin pekmez sürmeye alışıksak, Amerika'da ise Peanut Butter and Jelly veya PB&J olarak bilinen fıstık ezmesi ve reçelli sandviç türü, Amerikalıların çocukluk yaşında başlayarak en sık tükettiği tatlı sandviçlerden biri. Bize dönecek olursak, son yıllarda fıstık ezmesi hayatımıza spor ve sağlık dünyası yoluyla girdi. Hem sağlıklı yağ hem de protein değeri yüksek olduğu anlaşılınca pek çok dergide spor öncesi bir muz veya meyve yanına fıstık ezmesi yeme önerileri görmeye başladık. Gerçekten de spor öncesi fıstık ezmesi yemenizi ben de öneririm, zira es geçilmeyecek miktarda enerji sağlıyor. Ancak marketten aldığınız fıstık ezmelerinin içeriğini mutlaka okuyun, maalesef içinde katkı maddesi, yağ ve şeker olmayanına rastlamanız çok zor. Şanslıyız ki spor ve sağlıklı hayat artık bir trend olmaktan çıkıp çoğu kişinin hayatına entegre ettiği bir hayat tarzı olduğu için doğal içerikli ürünler bulmamız da kolaylaşıyor. Ama ben her zaman kendim yapabileceğim yiyecekleri evde yapmayı tercih etmiştimdir, aynen düzenle olarak yaptığım Tarçınlı Granola gibi. İşin gerçeği fıstık ezmesi yapmak çok ama çok kolay, çünkü malzeme işin çoğunu kendi hallediyor. Mutfak robotunda yeterince çektikten sonra ısı ile yağlarını bırakmaya ve kendi kıvamını oluşturmaya başlıyor. 

Benim tarifimin püf noktası fıstıkları önce kavurmak, bu şekilde yağları ortaya çıkartarak ezmeye biraz daha 'smoky' dediğimiz, yani tütsülenmiş olarak da tanımlayabileceğimiz bir tat katıyoruz. Kalorisi ve yağ oranı bol olduğundan ölçülü şekilde tüketin, bir dilim ekmek üzerine bir-iki tatlı kaşığı fıstık ezmesi ve yanında bir haşlanmış yumurta gayet doyurucu bir kahvaltıdır. Spordan önce yiyeceğiniz bir muz veya elma ile bir tatlı kaşığı fıstık ezmesi size ciddi derecede eneri sağlayacaktır. Aynı şekilde enerjinizin düştüğünü hissettiğiniz ikindi saatinde 2 adet kepekli kraker üzerine süreceğiniz fıstık ezmesi enerji verip ofiste verimizini artırır, akşam yemeğine kadar da sizi tok tutar.

Malzemeler & Hazırlanışı

500 gr kabuksuz yer fıstığı // 1 tatlı kaşığı bal // 1 tutam tuz

Fıstıkları fırın tepsisine yayarak 180 derecede 15-20 dakika boyunca, rengi koyulaşıncaya ve kokusu çıkana kadar pişir. Fırından aldığın fıstıklar oda sıcaklığına gelince mutfak robotuna koy ve 5-6 dakika boyunca püre kıvamına gelene kadar karıştır. İlk başta sert gözükse de fıstık kendi yağını bıraktıkça karışım yumuşayacak. Kıvama gelince bal ve tuzu ekleyerek bir kere daha robottan çek. Damak tadına göre balı artırabilirsin. Eğer fıstık ezmenin parçalı olmanı istiyorsan, robotu ilk çalıştırdıktan 10 saniye sonra durdur ve içinden bir avuç kırılmış fıstıkları kenara ayır. Fıstık ezmesi kıvama ulaşınca parça fıstıkları içine ekle ve bir spatula ile karıştır.

Afiyet olsun!

Tarçınlı Granola

Granola.

Yulaf, kuru yemiş, kuru meyve ve baharatların birleşiminden oluşan kahvaltılık yiyecek. Süt ve / veya yoğurt ile tüketilmesi önerilir, ancak avuç avuç yerseniz sizi sorgulayan olmaz.

Hem kahvaltıda hem de ara öğün olarak yiyebileceğiniz, her derde deva, canımın içi granola. Bu tatlı arkadaşla olan takıntım bundan seneler önce müsli’nin çiğ yulaf ve granolanın pişmiş yulaf olduğunu keşfetmem, ve pişmiş yulafın çiğden 10 kat daha lezzetli olduğunu fark etmemle başladı. Amerika’da yaşarken evde granola yapma derdiyle uğraşmazdım, çünkü marketlerdeki seçenekler sınırsızdı. Ancak İstanbul'a döndüğüm zaman yaşadığım şoklardan bir tanesi bu yiyeceğin Türk marketlerinde ne kadar az bulunduğu ve bulunanların da ne kadar pahalı olduğuydu. Şanslıyız ki artık yeni yerel markalar katkı maddesiz, organik, şekersiz granola örnekleri üretmeye başladı, ve iyi ki varlar, ancak yine de her keseye uygun olduklarını söyleyemeyiz. Aslında baktığınızda denklemdeki malzemeler çok ucuz, ama bir araya gelince ve doğru ısıda doğru süre boyunca pişince yarattıkları sonuç aşırı tatmin edici. Birlikten kuvvet doğar lafının kahvaltılık karşılığı bir nevi. E ben de bir paket kahvaltılık gevreğe 25TL vermeyeceğim için kolları sıvayıp yapması kolay olan ama lezzet olarak 10 kaplan gücünde bir tarif bulmalıydım. Pek çok deneme yanılmadan sonra bu tarif tekrar tekrar birinciliği elden bırakmayınca diğerlerini bir kenara bıraktım. O gün bu gündür bu tarçınlı ve bol kuru meyveli versiyonu mutfağımda mutlaka stoklamaya özen gösteriyorum. Kahvaltı hazırlamaya vaktim olmadığı sabahlarda harika bir kurtarıcı oluyor. Ve evet, arada akşam yemeği görevi de görüyor.

Bu tarifin bir diğer artısı çocuklar tarafından bizzat test edilip,  yapay tatlandırıcılı, çikolatalı mısır gevreklere tercih edilmesi. Yeğenim üzerinde denedim, dolayısıyla söylediklerimin arkasında durabilirim. Granolayı çocuklara verirken kuru yemişin onlara uygun şekilde ufak ufak kesildiğinden emin olun, aman boğazlarına takılmasın.

O zaman konuyu fazla uzatmayalım ve evde yapabileceğiniz harika lezzetlerden birine bu tarifi de ekleyelim.

Malzemeler & Hazırlanışı

2.5 bardak yulaf  //  1 bardak çiğ kuru yemiş  //  ¾ bardak kuru meyve  //  ¼ bardak pekmez // ¼ bardak sıcak su // ¼ bardak ayçiçek yağı // 1 tatlı kaşığı tarçın // 1 çay kaşığı sıvı vanilya // 1 tutam tuz

Kuru meyve hariç hepsini karıştır. Önceden 180 dereceye ısıttığın fırında tepsiye yay, 15-20 dk boyunca her 5 dakikada bir karıştırarak pişir. Soğuduktan sonra kuru meyveyi ekleyip iyice karıştır. Süt veya yoğurt ile servis edebilirsin. Afiyet olsun!

ANTİOKSİDAN SALATASI

Bir Cumartesi günü Bomonti’deki ekolojik pazarda keşif yaparken gözüm simsiyah, iri uzun sebzelere takıldı. Bazıları bir sihirbaz değneği gibi narin uçlu, bazıları çift başlı bir ejderha gibi kökten sonra ikiye ayrılıyordu. İlk bakışta ne olduklarını anlamasam da tezgaha yanaşmamla birlikte onları daha önce gördüğümü hatırladım, yine başka bir pazar alışverişinde uzaktan bakıp almaya cesaret edemediğim siyah havuçlardı bunlar. Ancak o gün kendilerine karşı ayrı bir sıcaklık hissetmiştim, elimi cüzdanıma uzatacak kadar. Ne olduğunu bilmediğim ve hiç pişirmediğim yiyeceklere karşı ön yargılı olduğumu itiraf etmeliyim, ama bu havuç renginden dolayı bana herhangi bir sebzeden daha da sağlıklı gözükmüştü; nedeni ise rengiydi. Kısa süre önce başladığım beslenme sertifika programında ilk haftadan beri çalıştığım konulardan biri olan antioksidanları aklımın bir köşesine hapsetmiş, mor ve benzeri renkte her şeye mücevher gözüyle bakıyordum. 

Tarife geçmeden önce kısaca antioksidan nedir? sorusuna cevap vermek lazım, zira kendilerini beslenme düzeninize acilen eklemeniz gerekiyor. Antioksidanlar vücudumuzda serbest radikallerin hücrelere zarar vermesini durduran moleküller, yani bilimsel dilden uzaklaşırsak, antioksidanlar kronik ve dejeneratif hastalıkların oluşmalarını engelleyen özelliklere sahipler ve birçok besin içerisinde yer alıyorlar. Bunları uzaktan bir bakışta tanımak mümkün; eğer pembe, mor, mavi, kırmızının tonlarına sahiplerse bilin ki içerisinde bolca antioksidan barındırıyorlar. Kırmızı üzüm -ve dolayısıyla kırmızı şarap-, bitter çikolata, nar, yaban mersini, pancar, ayrıca zeytinyağı ve yeşil çay bunlardan birkaçı. Yani abartmadan içtiğiniz kırmızı şarabın sağlığınıza faydalı olduğunu söyleyebiliriz. 

Havuca geri dönelim. Kararsız halim hem yüzümdeki ifadeden hem de birkaç dakika boyunca bir havucu elimde inceleyip yerine koyduktan sonra hemen yanındakine geçmemden belli olmuş olacak ki tezgah sahibi beni bu çileden dört kelime ile kurtardı: ‘Soy, rendele, salata yap’. Tanımadığınız bir yiyeceği nasıl pişireceğinizi öğrenmek istiyorsanız ya satan kişiye ya da o an yanınızda aynı şeyi satın alan birine sorun, ayak üstü tarif almanın en kısa yolu bu olsa gerek. Bu siyah havuçları da normal havuç gibi kullanacağımı öğrendiğim an aklıma son zamanlarda en sık tükettiğim salatalardan Pancarlı Kış Salatası tarifimi geliştirmek geldi. Malum mevsim kış, etrafta nardan bol bir şey yok, bu salatayı çeşitlendirmek lazım. Pancarları haşlama süresini eklemezsek (dilerseniz hazır haşlanmış pancar da kullanabilirsiniz) soyup rendelemekten bütün malzemeleri birleştirmeye kadar toplamda 20 dakikanızı alacak bir salata bu. Hem tatlı hem ekşi, hem kıtır hem yumuşak, rengarenk, hem de salatanın sadece yeşillikten ibaret olmadığını ispatlayan oldukça lezzetli bir salata. Evde siyah havuç yoksa dert etmeyin, onsuz da olur, ama denk gelirseniz es geçmeyin mutlaka sepete birkaç tane atın derim. 

Antioksidan salatası detay.jpg

Malzemeler & Hazırlanışı

2 adet siyah havuç // 2 adet turuncu havuç // 3-4 adet haşlanmış pancar // 4-5 dal maydanoz // Yarım narın taneleri // 3 çorba kaşığı zeytinyağı // 2 çorba kaşığı nar ekşisi // Tuz // Karabiber


Soyduğun havuçları rendele, küp küp kestiğin pancarlar ve nar taneleri ile bir kasede birleştir. Üzerine nar ekşisi, zeytinyağı, tuz ve karabiberi ekleyip, ince ince doğradığın maydanozları da ekle, karıştır ve yemeden önce 10 dakika dinlendirmeye bırak.

Afiyet olsun!

Pancarlı Kış Salatası

Bugüne kadar yediğim en akılda kalıcı salatalardan biri, Montreal'de çok ama çok meşhur olan Mandy's isimli kafedeydi. 5 haftalık Kanada seyahatimin son gününde, methini duyduğum bu yere adımımı atar atmaz 20 kişilik bir sıra ile karşılaşmış, upuzun menüden ne seçeceğimi bilemediğim için sıra bana yaklaştıkça minik çaplı panik ataklar geçirmeye başlamıştım. O beş hafta boyunca yediğim her şeyi bir kenara silip attıracak kadar lezzetli bir salata ile karşı karşıya kalacağımı hissetmiş olmalıyım.

Buraya gurme salatacı demek daha doğru olacak aslında. Bir kova boyundaki rengarenk Anthropologie kaseleri içinde servis edilen, çileğinden tutun tortilla kıtırlarına kadar farklı malzemeleri bir araya getiren Mandy's salataları, mideniz kadar gözünüzü de doyuran cinsten. O yemekten sonra, o gün bu gün salataya olan bakış açım değişti. Salata denince akla göbek yeşillik üzerine konserve mısır, ızgara tavuk ve tatsız sera domatesleri gelmemeli, sağlıklı beslenme listelerinin baş taçlarından biri olan salata, doğru malzemelerle başlı başına bir öğün olabilir.

Mandy's'de yediğim, içinde yok yok salatam; havuç, salatalık, pita kıtırları, çilek, yeşillik...

Mandy's'de yediğim, içinde yok yok salatam; havuç, salatalık, pita kıtırları, çilek, yeşillik...

Mandy’s’in başarısını, her gün yediğimiz farklı malzemeleri bir araya getirmesine, salatayı rengarenk, doyurucu ve eğlenceli kılarak diyet yemeği kalıbından çıkarmasına bağlıyorum. Farklı dokuları ve tatları bir arada kullanmak hem göze hitap eder, hem de mideye. Zaten göz doymadan midenin doymaması pek mümkün değil. Bu yemek aklımda kalmış olmalı ki, aylar sonra binlerce kilometre ötede Beşiktaş Pazarı’nda dolanırken renkleriyle gözümü alan pancarları görünce aklıma pancarı bir salatanın ana malzemesi yapmak geldi. Ve hatta çılgınca bir şey yapıp yeşillik kullanmamak. Elimde bir kilo pancarla eve döndükten sonra mutfağımın bir köşesinde duran, kullanılmaktan çok dekorasyon görevi gören yemek kitaplarından Fresh Flavors from Israel'in sayfalarını karıştırınca karşıma bu fuşya sebzeyi narla birleştiren hafif bir salata tarifi çıktı.

Nar, kış mevsiminin baş tacı olmalı. Bereketin sembolü olduğu için dekoratif olarak yılbaşı masalarımızı süsleyen, leke bırakmadan ayıklanması için bin bir teori üretilen bu sert kabuklu meyve renginden dolayı otomatik olarak ben bir antioksidan bombasıyım sinyalleri veriyor. Pancar da aynı şekilde hem antioksidan hem de anti-enflamatuar özelliklere sahip çok faydalı bir sebze. Yapılan birçok araştırma antioksidanların pek çok dejeneratif hastalığı engelleyici olduğunu gösteriyor, yani bu salatayı sıklıkla yemenizin faydası var.

Narın pancarla bir tabakta yan yana var olabileceğini düşünmemiş olabilirsiniz. Ancak bu meyve haşlanmış pancara tahmin etmeyeceğiniz bir şekilde yakışıyor. Haşlanmış pancar ağzınızda dağılırken, kıtır kıtır nar taneleri dişlerinizin arasında patırdıyor, her lokmada farklı dokular bir araya geliyor. Nar seçerken kabuğunun sert olmasına ve narın ağır olduğuna emin olun, bu, tanelerinin büyük ve sulu olduğunun göstergesidir.

Tadını biraz kendime göre değiştirdiğim bu salata, içine haşlanmış nohut veya mercimek gibi bir baklagil eklenerek hafif vejetaryen bir öğün veya sade haliyle et yemeklerinin yanına güzel bir eş olabilir. Buzdolabında 4-5 gün saklayabilirsiniz.

Malzemeler & Hazırlanışı

3-4 adet pancar // Bir adet narın taneleri // Yarım limonun veya ekşi bir mandalinanın suyu // 3 çorba kaşığı doğal nar ekşisi // 4 çorba kaşığı zeytinyağı // Bir tatlı kaşığı deniz tuzu // 10-15 dal maydanoz

Pancarları kabuklarıyla birlikte iyice yumuşayana kadar haşla, bir bıçağı rahatça batırabildiğin yumuşaklığa gelince soğumaya al ve kabuklarını soy. Küp küp kestiğin pancarları, limon suyu, nar ekşisi ve tuz ile bir kaseye alıp karıştırdıktan sonra ve 15 dk dinlenmeye bırak. Bu sırada maydanozu ince ince doğra, beklettiğin pancar, nar ve zeytinyağı ile birleştir. Üzerine birkaç dal maydanoz süsleyip servis edebilirsin.

Afiyet olsun!