PORTAKALLI PANCAR SALATASI

Portakallı Pancar Salatası 1.jpg

Bu salatanın fikri bir Cumartesi gecesi geç saatte aklıma geldi. Haşladığım pancarları nasıl yesek diye düşünürken onu salatanın başrolü yapıp etrafını süslemeye karar verdim. Yeşillik olmayacaktı ve her şey tek boy olacaktı, yani kaşıkla bile yiyebilecek, her kaşıkta her malzemeden bir lokma olacaktı. Şansa evdeki hali hazırda olan malzemeler cuk oturdu, markete bir kere bile gitmem gerekmeden 15 dakikada şipşak bir araya geldi. Siz de yeşillik olmadan salata yemek ve taze bir şeyler yemek istediğiniz günlerde deneyebilirsiniz.

Portakallı Pancar Salatası 2.jpg

Malzemeler & Hazırlanışı

3 adet orta boy haşlanmış pancar // 1 portakal // Yarım yeşil elma // 75 gram keçi peyniri // 5-6 tam ceviz içi // 2 tatlı kaşığı kapari veya çizik yeşil zeytin // Bir tutam taze nane

Sos için

1 tatlı kaşığı bal // 1 tatlı kaşığı taneli hardal // 1 tatlı kaşığı beyaz şarap sirkesi // 2 tatlı kaşığı zeytinyağı // Bir tutam tuz

Portakalı enlemesine ortadan ikiye böl, yarısının suyunu sıkarak sos kabına al. Pancar, keçi peyniri ve kalan portakalı eşit boyda küpler halinde doğra. Elmayı ince dilimler halinde kes, cevizleri ufak ufak parçala, bütün malzemeleri bir servis tabağında birleştir. Portakal suyu eklediğin sos kabına diğer sos malzemelerini de ekle ve salatanın üzerinde gezdir, en üste taze nane yapraklarını koyarak servis et.

Afiyet olsun!

FİT SEBZE GRATEN

Erkek arkadaşımla ilk tanıştığım dönemlerde birbirimize sürekli yemek yapıyorduk, hatta onun beni tavlamasındaki faktörlerden biri fırında somon ve taze patates yapmasıydı. Hele ki bunu iki kişinin zor sığdığı mutfağında, ısınması neredeyse bir saati bulan portatif fırınında pişirmiş olması beni daha da etkilemişti. Yemek yapan erkeği elden kaçırmayacaksın, hayatın önemli kurallarından biri bu.  

Daha sonra düzenli olarak evde yemek yemeye başladığımız dönemde bir gün fırında kabak graten yaptı (fırında yemek yapmayı seviyoruz). Sağlıklı beslenmeyi sevdiğimi bildiği için sürekli sebze yemeği yapmaya dikkat ediyordu ama lezzetten de ödün vermeyeceği için bu kabak gratenlerin içini bol peynirle doldurmuş, fırından gelen erimiş peynir kokularıyla beni yine etkilemeyi başarmıştı. Hem sağlıklı hem de müthiş lezzetli bir yemek benim için en büyük keyif.

Evde meal prep yapmaya başladığımdan beri birkaç gün dolapta durup tekrardan ısıtılabilecek pratik tarifler peşindeyim. Aklıma bizim kabak graten gelince, tarife kendi yaklaşımımı ekleyip iyice sağlıklı hale getirmek istedim, hatta içini doldurabileceğim başka sebzeleri düşünürken pazardan aldığım kültür mantarları da aklıma geldi. Bir yerde görmüş olmalıyım ama özellikle büyük boydaki kültür mantarları sapları çıkartıldıktan sonra tam içi doldurmalık minik sepetler oluyor. Benim tarifimde klasik gratenlerde olduğu gibi beşamel sos yok, bol taze ot ve peynir var. Bu tarifi önceden hazırlayıp fırın tepsiler içine dizerek buzdolabında birkaç gün saklayabilirsiniz. Yemek istediğiniz zaman ise pişirmek için kendinize yarım saat ayırmanız yeterli. 

Malzemeler & Hazırlanışı

4 adet haşlanmış kabak // 10-12 adet kültür mantarı // 300 gram az yağlı lor peyniri // Toz Parmesan peyniri // 1 tutam maydanoz, ince kıyılmış // 1 büyük diş sarımsak (sarımsak ezici ile ez) // Tuz // Karabiber // İsteğe göre pul biber // Zeytinyağı

Haşladığın kabakları ortadan ikiye böl, orta kısmındaki çekirdekleri bir kaşık yardımıyla temizleyerek kabakları kayık şekline getir. Mantarların saplarını çıkar ve kabak içleriyle birlikte bir kenara ayır. Bir kapta lor peyniri, maydanoz, sarımsak, tuz ve karabiberi iyice karıştır. Kabak ve mantarları fırın tepsilerine al ve karışımı içlerine eşit şekilde dağıt, üzerlerine Parmesan peyniri ve pul biber serpiştirip az zeytinyağı gezdir. 180 derece fırında üzeri kızarıncaya kadar yaklaşık 25 dakika pişir.

Not: Dilersen, kenara ayırdığın mantar saplarını ve kabak içlerini bir tavada soğan, sarımsak ve baharatlarla pişirip yanında servis edebilirsin.

Afiyet olsun!

 

EV YAPIMI HUMUS

Meatless Monday (Etsiz Pazartesi) hareketini duydunuz mu? 2003 yılında ortaya çıkan Meatless Monday, haftada bir gün (adı üstüne Pazartesileri) tamamen vejetaryen beslenip dünya üzerindeki karbon ayak izinizi azaltmanıza ve dolayısıyla dünyayı daha yeşil bir yere çevirmenizde yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra haftada bir vejetaryen beslenerek beslenme düzeninize daha sağlıklı ve az yağlı opsiyonlar ekliyorsunuz, ayrıca et tüketimini azaltıp daha çok sebze ve baklagiller yemek ekonomik olduğundan aile bütçesine yardımcı oluyorsunuz. Özellikle kırmızı etin yağlı bir hayvansal protein olmasından dolayı bir gün bile olsa etsiz yemekler yememiz ileride oluşabilecek kardiyovasküler hastalıkların engellenmesini ve obezite riskinin azalmasını sağlıyor. Dolayısıyla ne yapın edin haftada bir kere vejetaryen beslenin.

Etsiz Pazartesi’nin neden Pazartesi gününe adandığını merak ediyorsanız; Pazartesileri genelde yeni başlangıçlar olarak sayılır. Kaçımız yeni bir projeye, diyete, spor düzenine veya işe Pazartesi başlamadık ki? Haftaya yeni kararlarla başlamak haftanın devamını da daha pozitif ve enerjik olarak geçirmemize sebep olabiliyor. Üstelik haftasonu mutfak alışverişinizi halledip Pazar akşamı da Meal Prep yapıyorsanız, haftanın başı yeni bir beslenme düzeni denemek için ideal. Pazar akşamından mercimek, maş fasulyesi, nohut gibi baklagilleri haşlayabilir, fırın tepsisinde farklı sebzeleri dilimler halinde pişirip Pazartesi gününe harika bir vejetaryen salata hazırlayabilirsiniz.

Ben etobur biriyim; kırmızı et kadar tavuk ve hindi de severim, balıkla aram ise sürekli değişir. Balık yemek için bir sürü kuralım vardır, mesela balık kokmayacak, çok fazla balık tadı olmayacak, kılçıklı kuyruklu kafalı olmayacak, kabuklu böcek olmayacak… Kısacası löp fileto balık eti verin bana yeter. Hayatımın bir döneminde 4-5 sene kadar vejetaryen beslendim, ancak bu dönemde beslenme konusunda çok da bilinçli değildim ve kesinlikle yeteri kadar protein almıyordum. Yumurtadan nefret ediyordum (o günden bu güne mutasyon geçirdiğim doğrudur) ancak eninde sonunda günde 2 kere omlet yiyen ve televizyonda tavuk but yiyen birini gördüğünde ağzının suları akan birine dönüştüm. Bu durum sıklaştıkça ve ben sürekli yemek istediğim şeyleri yemediğimi fark edince vejetaryen diyetin bana uygun olmadığına karar verdim ve bir kenara bıraktım. Vejetaryen beslenmeyi destekliyorum, daha sağlıklı olabileceğini de düşünüyorum ama dünyanın bir döngüsü olduğunu ve insanoğlunun yüzyıllarca hayvan yediğini de kabul ediyorum. Bu konunun politik, ekonomik ve duygusal yanına burada girmek doğru olmaz, zira bu günlerce tartışılabilecek bir konu.

Humus konusuna gelirsek, eğer yurtdışında bir Türk restoranına giderseniz çoğunlukla menüde humus bulursunuz, amma velakin humus bizim restoranlarımızda çok rastladığımız bir yemek değil. Ama kendisini mutlaka yemek repertuarımıza eklemeniz gerektiğini düşünüyorum. Nohutu sadece pilav yanına konulan bahtsız bir baklagil olarak düşünmemeliyiz, nasıl mercimeği püre haline getirip bütün kışı mercimek çorbalarıyla geçiriyorsak nohutun da püre olabileceğini hayal etmeli, onu da yemeklerimizin başrolüne koymalıyız. Ayrıca haftada 2-3 kere protein tüketiminizi baklagillerden yapmanız, hem diyetinizdeki yağ oranını azaltır, hem de sindirim sisteminizi kuvvetlendiren ve sağlıklı şekilde çalışmasını sağlayan lifleri kolayca tüketmenizi sağlar. Bu ev yapımı humusun içine farklı tatlar katmak sizin elinizde, 1 tam közlenmiş kırmızı biber eklemek benim favorim, hem rengini de göz alıcı bir turuncuya çeviriyor. Baharatlarda ise sınır yok. 

Malzemeler & Hazırlanışı

1 büyük konserve nohut (800 g) // 1 orta boy limonun suyu // 4 çorba kaşığı tahin // 3 çorba kaşığı zeytin yağı // 5-6 çorba kaşığı su

Robotta limon suyu ve tahini iyice püre kıvamına gelene kadar karıştır. Konserve nohutun suyunu süzdükten sonra yarısını robotun içine ekle, karıştır, arada sırada kenarlara yapışan karışımı spatula yardımı ile aşağıya kaydır. Kalan nohutu, zeytinyağını ve suyu ekle ve robotta homojen bir karışım olana kadar karıştırmaya devam et. Kıvamı yoğun gelirse azar azar su ekleyerek istediğin kıvama gelene kadar karıştırmaya devam et. Servis etmeden önce üzerine az zeytinyağı gezdir.

Yanında havuç, salatalık, tatlı biberler ile servis ederek paylaşımlık bir meze tabağı hazırlayabilirsin. Afiyet olsun!